Lazarus: God put you in my path and I aim to cure you of your wicked ways.
Madem öyle, boş durmayıp seriye devam edeyim uzun bir aradan sonra. İki gün önce izlediğim bir filmi paylaşıyorum bu hafta sizlerle.
Kızımız Rae (Christina Ricci) seks bağımlısıdır. Sevgilisi Ronnie (Justin Timberlake) askere gidince, bu da ona buna vermeye, ağaçlara sürttürmeye başlar, durumu o derece vahimdir. Çeşitli badirelerden geçip, bi temiz dayak yiyip kendini Lazarus’un (Samuel L. Jackson) evinin önünde baygın halde bulur. Tam bir “bluesman” olan Lazarus’umuz kızcağızı himayesine alır ve olaylar gelişir.
Blues dedik, ve bu filmi özetleyecek tek kelime budur. Başından sonuna kadar buram buram amerikan arabeski (ki bu blues’a tekabül eder) kokusu alıyorsunuz. Lazarus’un karısından gördüğü ihanet, kötü yola düşmüş kız falan filan. Tanıdık şeyler. Ama öyle bir atmosferde, öyle muazzam bir soundtrack eşliğinde sunuluyor ki bize, aldığımız keyif ona, blues hayranıysak 100′e katlanıyor.
Oyunculara gelirsek, Samuel baba her zamanki şahaneliğinde. Öyle bir oyunculuk sergilemiş ki 4chan memelerine malzeme olmuş. Christina Ricci biraz silik kalıyor üstad karşısında. İzlerken devamlı “Brittany Murphy olaydı daha bir…” şeklinde aklımdan geçti. Ama o çok masum kalabilirdi böyle bir rol için. Gelelim Justin Timberlake’e. Filmi izleyenlerin çoğu için sürpriz bir isim kendisi, ön yargıyla yaklaşılması normal. Ama ben daha önce Alpha Dog‘da izleyip beğenmiştim kendisini, o yüzden burada çıkardığı inandırıcı oyunculuğa hiç şaşırmadım, pek güzel oynamış çocuk.
Kapatırken her zamanki gibi traileri ve filmden seçme bir parçayı paylaşıyorum. İyi seyirler.
